SAVAŞ SEBEBİYLE AKARYAKIT FİYATLARINDAKİ FAHİŞ ARTIŞIN TBK KAPSAMINDA SÖZLEŞMELERE ETKİSİ
Savaşlar, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyerek ham petrol ve akaryakıt fiyatlarında ani ve fahiş artışlara yol açabilmektedir. Özellikle taşımacılık, lojistik, dağıtım gibi akaryakıt etkisinin yüksek olduğu sektörlerde yürürlükteki sözleşmelerdeki edim dengesi ciddi biçimde bozulabilir.
1. GİRİŞ
28 Şubat 2026 tarihinde başlayan ABD/İsrail-İran savaşı sonrasında Hürmüz Boğazı'ndaki tanker hareketlerinin büyük ölçüde durması nedeniyle Brent ham petrol fiyatı dört haftada 63 dolardan 115 dolara yükselmiştir. Yaklaşık yüzde 83'lük bu artış, halihazırda yürürlükte olan ve sabit bedelle kurulmuş sözleşmelerin ifasını ekonomik açıdan sürdürülemez hale getirebilmektedir.
Savaşların enerji piyasalarını etkilemesi her ne kadar yeni bir olgu olmasa da; son yarım yüzyıla baktığımızda, her büyük silahlı çatışmanın petrol fiyatlarında ciddi artışlara sebep olduğu görülse de; TBK m. 138 kapsamındaki olağanüstülük ve öngörülemezlik koşullarının somut karşılığını da oluşturmaktadır.
2. TÜRK BORÇLAR KANUNU M.138 BAKIMINDAN HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Borçlar hukukunun temel ilkelerinden biri olan ahde vefa “pacta sunt servanda” ilkesi, tarafların sözleşmeye bağlı kalmasını, koşullar kendi aleyhlerine değişse dahi edimlerini aynen ifa etmesini gerektirir. Ancak sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan ve taraflara atfedilemeyecek olağanüstü değişiklikler karşısında bu ilkenin mutlak uygulanması, edimler arası dengeyi borçlu aleyhine katlanılamaz biçimde bozabilir ve istisnai sonuçlar doğurur. Sözleşme yapıldığı sırada öngörülemeyen durumların ortaya çıkmasının sözleşme üzerindeki istisnai etkisi 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metni: “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa, borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.”
2.1.TBK m. 138 Koşulları
a. Olağanüstü bir durumun sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkması Sözleşmenin kurulmasından sonra edimler arasındaki dengeyi bozan olağanüstü bir değişiklik meydana gelmiş olmalıdır. Doktrin ve Yargıtay kararları; savaş, doğal afet, ağır ekonomik kriz, devalüasyon, ithal ve ihraç yasaklarını bu kapsamda kabul etmektedir.
Savaş kaynaklı akaryakıt artışı bakımından olağanüstülük unsuru mevcuttur. Önemli olan, savaşın sözleşmenin kurulmasından sonra başlamış olmasıdır. Nitekim Yargıtay HGK 2019/19-58 E. sayılı kararı1, savaşın sözleşme kurulmasından sonra başlaması halinde olağanüstülük koşulunun sağlanacağını teyit etmektedir.
b. Öngörülemezlik
Ortaya çıkan olağanüstü durum, sözleşmenin kurulduğu anda taraflarca öngörülmemiş ve öngörülmesi de beklenmemiş olmalıdır. Tacirler açısından bu koşul daha dar yorumlanmaktadır. TTK m. 18/f.2 uyarınca her tacirin basiretli bir iş insanı gibi davranması beklenir. Yargıtay birçok kararında, tacirlerin olağan ekonomik dalgalanmaları öngörmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak savaşın başlangıç zamanlaması, hangi coğrafyayı etkileyeceği ve fiyatlara yansımasının boyutu olağan piyasa dalgalanmasından nitelik itibariyle farklıdır. Yukarıda yer verilen tarihsel örneklerden de görüleceği üzere, her savaşın fiyatlara etkisi, zamanlaması ve büyüklüğü itibariyle farklı seyretmiş olup, kanaatimizce dört haftada yüzde 83 oranında bir artışı basiretli bir tacirin dahi öngörmesi beklenmemelidir.
c. Borçludan kaynaklanmama
Durum değişikliği, uyarlama talep eden tarafın kusuruyla ortaya çıkmamış olmalıdır. Uluslararası savaş ve buna bağlı enerji fiyat artışı, sözleşme taraflarının iradesinden tamamen bağımsız dışsal bir etkendir.
ç. Dürüstlük kuralına aykırılık
1HGK., E. 2021/972 K. 2023/67 T. 15.2.2023
6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi gereğince aşırı ifa güçlüğünde sözleşmenin uyarlanmasının istenmesi için bir takım şartların birlikte bulunması gerekmektedir. “…bazen sözleşmenin kurulduğu sıradaki şartlar ilerleyen zamanlarda öyle değişir ki artık borçludan edimini ifa etmesini beklemek, sözleşme adaletine ve dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Bu durumda, bir yanda her ne olursa olsun sözleşmeye sadık kalmayı gerektiren ahde vefa ilkesi yer alırken diğer yanda ise değişen şartlar neticesinde taraf edimleri arasındaki denge unsurunun kaybolması söz konusudur. Birbirine aykırı görünen bu iki durum ancak sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması yoluyla bağdaştırılabilir. Dolayısıyla sözleşmenin uyarlanması ve sözleşmeye güven ilkeleri birbirini bertaraf eden ilkeler değildir. Zira tarafların değişen şartlar karşısında yerine getirmek durumunda kaldıkları yükümlülük, sözleşmeye güvenerek planladıkları ve üstlendikleri yükümlülükten önemli ölçüde farklılık arz ettiğinden burada sözleşmeye güven ilkesi de anlamını yitirmektedir. Bu kapsamda sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması için öncelikle sözleşmenin kurulduğu andaki şartların önemli ölçüde değişmiş olması, bu değişen şartların taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum oluşturması ve bu durumun oluşmasının da borçludan kaynaklanmamış olması gerekmektedir. Bu olağanüstü durum sebebiyle sözleşmenin yapıldığı sıradaki olguların borçlu aleyhine değişmesi ve bu değişimin dürüstlük kurallarına göre borçludan ifanın beklenememesi kadar esaslı bir değişim olması gerekir. Ayrıca sözleşmenin uyarlanması için borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı güçlüğü hâlini saklı tutarak ifa etmiş olması gerekmektedir. Sözleşmenin uyarlanması için gereken tüm bu şartların bir arada bulunması zorunludur.
Sözleşmenin mevcut haliyle ifasının sürdürülmesinin talep edilmesi, borçlu aleyhine TMK m.2 anlamında dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede ağırlaşmış olmalıdır. Artışın "katlanılamaz" boyuta ulaşması gerekir.
d. Borcun henüz ifa edilmemiş olması veya ihtirazi kayıtla ifa
Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş olmalı ya da ifa ederken aşırı güçleşmeden doğan haklarını saklı tuttuğunu açıkça beyan etmiş olmalıdır. Koşulsuz ve itirazsız ifa edilen kısımlar için geriye dönük uyarlama talep edilemez. Bu koşul, pratikte en kritik ve en çok gözden kaçan unsurdur. Akaryakıt artışının sözleşme dengesini bozduğu fark edildiği anda karşı tarafa derhal yazılı bildirimde bulunulması ve her ödemede bu hususa ilişkin ihtirazi kayıt düşülmesi gerekmektedir.
2.2.Uyarlama veya Sözleşmeden Dönme/Fesih
TBK m. 138 kademeli bir sistemi öngörmektedir. Birincil yol uyarlamadır: hakim, sözleşmeyi yeni koşullara göre revize eder. Uyarlama; edim yükümünün azaltılması, karşı edimin artırılması, vade veya ifa tarzının değiştirilmesi gibi farklı şekillerde yapılabilir. Hakim, somut olayın gereklerine göre uygun gördüğü her türlü uyarlamaya karar verebilir. Uyarlama mümkün değilse veya yapılacak uyarlama karşı taraf açısından da katlanılmaz bir durum yaratıyorsa, borçlu sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde ise dönme yerine ileriye etkili fesih söz konusu olur.
2.3.Hizmet Veren Açısından Değerlendirme
Taşımacı, lojistik firması veya hizmet yüklenicisi, akaryakıt artışından doğrudan ve en ağır biçimde etkilenen taraftır. Taşımacılık sözleşmelerinde akaryakıt gideri, toplam operasyonel maliyetin yüzdesel olarak en yüksek kısmını oluşturan giderlerdendir.
Uyarlama talebi: Hizmet veren, TBK m. 138'e dayanarak hakimden sözleşme bedelinin güncel akaryakıt koşullarına göre revize edilmesini talep edebilir. Bu talebin kabul görebilmesi için yukarıda belirtilen beş koşulun bir arada gerçekleştiğinin somut verilerle ortaya konulması gerekir.
İhtirazi kayıt zorunluluğu: Akaryakıt artışının sözleşme dengesini bozduğu fark edildiği anda karşı tarafa yazılı bildirimde bulunulmalı ve hizmete devam edilecekse her fatura ödemesine "akaryakıt fiyat artışından doğan haklarımız saklıdır" kaydı düşülmelidir. Koşulsuz ifa edilen kısımlar bakımından uyarlama talep hakkı kaybedilir.
Maliyet ispatı: Sözleşme öncesi ve sonrası akaryakıt faturaları, pompa fişleri, sefer bazlı maliyet tabloları, araç takip sistemi verileri muhafaza edilmelidir.
Dava öncesi müzakere: Dava açılmadan önce karşı tarafla müzakere yürütülmesi, hem dürüstlük kuralına uygunluk hem de Yargıtay'ın beklentisi açısından önem taşımaktadır. Müzakere sürecinin yazılı bildirim ile başlatılması ve tüm yazışmaların belgelenmesi hukuki olarak tavsiye edilir.
3. MÜCBİR SEBEP (TBK M. 136) - AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ (TBK M.138) AYRIMI
TBK m.136 kapsamında mücbir sebepte objektif imkansızlık hali vardır ve ifa tamamen imkansızlaşır, ifa yükümlülüğü ortadan kalkarak borç sona erer. Örneğin savaş bölgesine mal sevkiyatının fiilen engellendiği durumlarda olduğu gibi. Aşırı ifa güçlüğünde ise borcun ifası hala mümkündür; ancak sonradan ortaya çıkan olağanüstü koşullar sebebiyle borcun ifası dürüstlük kuralına aykırı şekilde ağırlaşmış ve sözleşme dengesi bozulmuştur. Borç sona ermez ancak yeni koşullara göre uyarlanmasını talep hakkı, bunun mümkün olmaması halinde sözleşmeden dönme veya fesih hakkı doğar. Akaryakıt fiyatlarındaki fahiş artışların, hizmet verenin edimini ekonomik olarak sürdürülemez kıldığı durumlardaki gibi.
4. YENİ KURULACAK SÖZLEŞMELERDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Mevcut kriz, sözleşmelerde enerji fiyat riskine karşı koruma mekanizması bulundurulmamasının ciddi hukuki ve ticari sonuçlar doğurduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Yeni kurulacak sözleşmelere aşağıdaki türde hükümlerin eklenmesi önem arz etmektedir:
a. Belirli bir referans endekse (EPDK pompa fiyatı veya Brent varil fiyatı gibi) bağlı otomatik fiyat ayarlama/endeksleme mekanizması.
b. Belirli bir eşik değerini aşan maliyet artışlarında taraflara dürüstlük kuralı gereği müzakere zorunluluğu getiren hüküm.
c. Mücbir sebep ve olağanüstü hal tanımı: Savaş, ambargo, uluslararası yaptırım gibi hallerin açıkça tanımlanması ve bu hallerde tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi. Hatta aşırı ifa güçlüğü hallerine de bu tanım kapsamında yer verilmesi.
ç. Olağanüstü fesih hakkı: Maliyet artışının belirli bir oranı aşması ve müzakerelerin sonuçsuz kalması halinde taraflara tanınacak fesih imkanı.
5. SONUÇ
Savaş kaynaklı akaryakıt fiyatlarındaki fahiş artış, TBK md. 138 kapsamında aşırı ifa güçlüğü olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. Hizmet veren taraf, maliyet artışını somut verilerle ispat etmeli, ifaya devam ediyorsa ihtirazi kayıtla devam etmeli ve hak kaybına uğramamak için karşı tarafa yazılı bildirimde bulunmalı, mahkemeye başvurmadan evvel mutlaka iyiniyetle müzakere süreci yürütmeli, uyarlama talep etmeli, uyarlamanın mümkün olmaması halinde sözleşmeden dönme ve/veya fesih hakkını kullanmalıdır.
Ayrıca ileride doğabilecek benzer uyuşmazlıkların önüne geçebilmek için; sözleşmelerde endeksleme, fiyat güncelleme mekanizmalarına yer verilmesi, müzakerenin zorunlu olacağı eşik değerlerin belirlenmesi, aşırı ifa güçlüğü tanımlanarak bu hususta fesih hakkının açıkça ve ayrıca düzenlenmesi hukuken tavsiye edilmektedir.
Saygılarımızla,
Iris GCL
62
